Makalenin Künyesi: 

Barış Özdal, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Taraf Olduğu Uluslararası Andlaşmalar İtibarıyla Ermeni Sorununun Doğuşu”, Türk Sosyal Bilimler Derneği 8. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, 3-5 Aralık 2003 Ankara. (Kongre kitabı basım aşamasındadır)  

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun Taraf Olduğu Uluslararası Andlaşmalar İtibarıyla Ermeni Sorununun Doğuşu

 

ÖZET

       Türk–Ermeni ilişkileri, Selçukluların 11. yüzyılda Doğu Anadolu’yu fethetmesiyle başlamış olup, bu ilişkiler Osman Gazi’nin Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarında Kütahya’daki Ermeni Dinsel Başkanlığı’nı 1324 yılında Bursa’ya taşımasından sonra yoğun olarak gelişmeye başlamıştır.

        Zaman içinde gerek Ermenilerin Osmanlı toplumsal yapısı içinde uyumlu bir gayrimüslim topluluk olarak yer almaları, gerekse Ermenilere başta Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman olmak üzere Osmanlı Hükümdarları’nın sağladıkları imtiyazlar/yardımlar ile güçlenen Türk–Ermeni ilişkileri; Ermenilere  “millet-i sadıka ”adını verecek şekilde gelişerek, 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar devam etmiştir.

        19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise hem dönemin yükselen siyasal değeri olan milliyetçilik akımının Osmanlı Ermenilerini etkilemesi hem de gerek Çarlık Rusya’sı gerekse İngiltere ve Fransa gibi Devletlerin Ermeni toplumunu kendi politik çıkarları için himaye etmesi ve zaman zaman da kışkırtması sonucunda, etkileri günümüze dek süren ( sözde ) bir “ Ermeni Sorunu ” ortaya çıkmıştır.

        Yukarıda ana hatlarıyla belirttiğimiz bu sorunun temelleri ve gelişimi incelendiğinde ise 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Ayastefanos ( Yeşilköy ) Andlaşması ve Berlin Andlaşması’nın bir dönüm noktası olduğu ileri sürülebilir. Çünkü, bu andlaşmalardan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun taraf olduğu hemen hemen bütün uluslararası andlaşmalarda Osmanlı Ermenileri ve (sözde) Ermeni Sorunu ile ilgili hükümler yer almıştır. Söz konusu bu hükümler itibarıyla, büyük Devletler Osmanlı İmparatorluğu’nun iç işlerine müdahale hakkını uluslararası hukuk çerçevesinde kazanırlarken, Osmanlı Ermenileri de gerek andlaşmalardan gerekse büyük Devletlerin desteklerinden aldıkları güçle, bir yandan Osmanlı toprakları içinde isyanlar çıkartarak tedhiş hareketlerine girişmişler diğer yandan da bazı batılı Devletlerde oluşturdukları Hınçak ve Daşnaksutyun gibi Komitelerle, Anadolu’da kurulmasını arzuladıkları bağımsız bir Ermenistan’ın propagandasını yapmaya başlamışlardır.

        Çalışmamızda ise yukarıda özet bir şekilde belirttiğimiz, Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’nun taraf olduğu uluslararası andlaşmalar ile Ermeni Sorunu’nun doğuşu ve gelişmesi arasındaki ilişki, iş bu andlaşmaların ilgili hükümleri bağlamında incelenmeye çalışılmıştır.